Dünyanın En Kalabalık Başkenti Hangisi?
Tokyo Neden Dünyanın En Kalabalık Başkentidir?
Tokyo, sadece Japonya’nın değil, dünyanın en geniş metropol alanına sahip olmasıyla bu unvanı uzun yıllardır elinde tutmaktadır. Şehrin bu denli kalabalık olmasının temel nedeni, İkinci Dünya Savaşı sonrası gerçekleşen devasa ekonomik atılım ve sanayileşme sürecidir. Tokyo, eğitim, teknoloji ve finansın kalbi olması sebebiyle Japonya’nın dört bir yanından göç almış, çevresindeki şehirlerle birleşerek devasa bir “Greater Tokyo” alanını oluşturmuştur. Bu yapı, şehri bir başkentten ziyade, kendi başına bir ülke büyüklüğünde bir demografik merkez haline getirmiştir.
Tokyo Şehrinin Toplam Nüfusu Ne Kadardır?
Tokyo’nun nüfusu hesaplanırken genellikle iki farklı veri seti kullanılır: Şehir merkezi (23 özel semt) ve Büyük Tokyo Metropol Alanı. Şehir merkezinde yaklaşık 14 milyon insan yaşarken, Yokohama ve Kawasaki gibi şehirleri de kapsayan metropol alanının nüfusu 37-38 milyon civarındadır. Bu rakam, birçok Avrupa ülkesinin toplam nüfusundan bile fazladır. Tokyo’nun bu muazzam insan yoğunluğu, her metrekareye binlerce kişinin düştüğü dünyadaki nadir yerleşim alanlarından biri olmasını sağlar.
Delhi Tokyoyu Ne Zaman Geçecektir?
Birleşmiş Milletler raporlarına göre, Hindistan’ın başkenti Delhi’nin önümüzdeki birkaç yıl içinde Tokyo’yu geride bırakarak dünyanın en kalabalık başkenti olması beklenmektedir. Tokyo’nun nüfusu Japonya’daki genel yaşlanma ve düşük doğum oranları nedeniyle durağanlaşırken, Delhi’nin nüfusu kırsaldan gelen yoğun göç ve yüksek doğum hızlarıyla hızla artmaktadır. 2028 ile 2030 yılları arasında Delhi’nin 39 milyon sınırını aşarak zirveye oturacağı ve tahtın yeni sahibi olacağı öngörülmektedir.

Nüfus Yoğunluğu Şehir Yaşamını Nasıl Etkiler?
Yüksek nüfus yoğunluğu, bir şehirde yaşayan her bireyin günlük rutininden psikolojik durumuna kadar her şeyi derinden etkiler. Kalabalık başkentlerde kamu hizmetlerine erişim bazen bir mücadeleye dönüşebilir; hastanelerde sıralar uzar, toplu taşıma araçları kapasitesinin üzerinde çalışır. Ancak aynı zamanda, bu yoğunluk ekonomik bir dinamizm de yaratır. Daha fazla insan, daha fazla fikir, daha fazla ticaret ve daha çeşitli kültürel etkinlik demektir. Yine de, metrekareye düşen insan sayısının artması, kişisel alanın daralması ve gürültü kirliliği gibi olumsuzlukları beraberinde getirir.
Tokyonun Ulaşım Ağı Bu Kalabalığı Nasıl Yönetiyor?
Tokyo, dünyanın en karmaşık ve dakik demiryolu ağına sahip olmasıyla bu büyük nüfusu yönetmeyi başarmaktadır. Günde yaklaşık 40 milyon insanın hareket ettiği bu sistemde, trenlerin gecikme süresi saniyelerle ölçülür. Şehir, kara yolu trafiğini azaltmak için metro ve raylı sistemleri ana arter olarak konumlandırmıştır. Profesyonel “itici” (oshiya) görevlilerinin en yoğun saatlerde yolcuları trenlere sığdırdığı görüntüler meşhur olsa da, bu sistemin kusursuz işleyişi, Tokyo’nun kaosa teslim olmamasını sağlayan temel unsurdur.
Konut Sorunu Tokyoda Nasıl Çözülüyor?
Dünyanın en kalabalık başkentinde yaşamanın en büyük maliyeti konut fiyatlarıdır. Tokyo’da bu sorun, dikey mimari ve “mikro-apartmanlar” ile aşılmaya çalışılmaktadır. Birçok genç profesyonel, sadece temel ihtiyaçları karşılayan 10-15 metrekarelik stüdyo dairelerde yaşamaktadır. Ayrıca, kapsül oteller ve paylaşımlı konut modelleri de oldukça yaygındır. Şehir yönetimi, banliyöleri merkeze hızlı trenlerle bağlayarak insanların şehir dışındaki daha geniş alanlarda yaşamasına imkan tanısa da, merkezdeki yer darlığı bir gerçeklik olarak kalmaya devam etmektedir.
Pekin Nüfusu Diğer Başkentlerle Nasıl Kıyaslanır?
Çin’in başkenti Pekin, yaklaşık 21-22 milyonluk nüfusuyla dünyanın en kalabalık başkentleri listesinde üst sıralarda yer almaktadır. Tokyo kadar geniş bir metropol alana yayılmasa da, Pekin’in merkezi yoğunluğu oldukça yüksektir. Şehir, hızlı ekonomik büyüme ve devlet yatırımlarıyla devasa bir çekim merkezi haline gelmiştir. Pekin’in nüfus artışı, son yıllarda hükümetin “nüfus tavanı” politikalarıyla kontrol altına alınmaya çalışılsa da, şehrin küresel etkisi ve sunduğu fırsatlar burayı cazip bir yer kılmaya devam etmektedir.
Kahire Afrikanın En Kalabalık Başkenti Midir?
Mısır’ın başkenti Kahire, sadece Afrika’nın değil, Orta Doğu’nun da en kalabalık başkentlerinden biridir. Büyük Kahire bölgesi yaklaşık 22 milyonluk bir nüfusa ev sahipliği yapmaktadır. Şehir, Nil Nehri boyunca sıkışmış bir yapıdadır ve bu durum nüfus yoğunluğunu aşırı seviyelere çıkarmaktadır. Mısır hükümeti, Kahire’nin bu aşırı yükünü hafifletmek için çölün ortasında “Yeni İdari Başkent” adıyla sıfırdan bir şehir inşa etmeye başlamıştır. Bu proje, tarihin en büyük kentsel dönüşüm ve tahliye girişimlerinden biri olarak görülmektedir.
Dhaka Neden Dünyanın En Yoğun Başkentlerinden Biridir?
Bangladeş’in başkenti Dhaka, sadece toplam nüfusuyla değil, aynı zamanda kilometrekareye düşen insan sayısıyla da rekorlar kırmaktadır. Dhaka, 22 milyondan fazla insanın oldukça dar bir alanda yaşadığı bir megakenttir. Şehrin bu kadar kalabalık olmasının nedeni, ülkenin ekonomik imkanlarının neredeyse tamamının burada toplanmış olmasıdır. İnsanlar daha iyi iş imkanları ve sağlık hizmetleri için başkente akın etmektedir. Bu hızlı büyüme, altyapının nüfusun gerisinde kalmasına ve ciddi trafik sorunlarına yol açmaktadır.
Mega Kent Tanımı Hangi Kriterlere Göre Yapılır?
Birleşmiş Milletler ve şehircilik uzmanlarına göre, toplam nüfusu 10 milyonu aşan yerleşim yerlerine “Mega Kent” (Megacity) adı verilmektedir. Ancak günümüzde sadece nüfus sayısı yeterli bir kriter değildir; bu şehirlerin ekonomik bağımsızlığı, küresel ağlardaki yeri ve çevre şehirlerle olan bağlantıları da tanıma dahil edilmektedir. Mega kentler, küresel ekonominin motorlarıdır ancak aynı zamanda iklim değişikliği, atık yönetimi ve sosyal eşitsizlik gibi en büyük sorunların da merkez üssüdürler.
Büyük Tokyo Bölgesi Neleri Kapsar?
Büyük Tokyo Bölgesi (Shutoken), dünyanın en büyük kentsel yığılmasıdır. Bu bölge Tokyo metropolünü, Chiba, Kanagawa ve Saitama prefektörlüklerini kapsar. Bu alan, devasa bir ulaşım ağıyla birbirine bağlıdır ve ekonomik olarak tek bir ünite gibi hareket eder. Burası sadece Japonya’nın siyasi başkenti değil, aynı zamanda dünyanın en büyük kentsel ekonomisidir. Bölgenin toplam GSYİH’si, birçok gelişmiş ülkenin toplam üretimini geride bırakacak seviyededir.
Gelecekte Dünyanın En Kalabalık Başkenti Hangisi Olacak?
21. yüzyılın ortalarına gelindiğinde, Asya ve Afrika başkentlerinin nüfus yarışında öne çıkacağı öngörülmektedir. Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin başkenti Kinşasa ve Nijerya’nın (idari olmayan ancak ana ticaret merkezi olan) Lagos gibi şehirleri hızla büyümektedir. Ancak resmi başkent statüsüyle Delhi, önümüzdeki 50 yılın en kalabalık başkenti olmaya en güçlü adaydır. Tokyo’nun ise nüfusunun azalarak 2050’li yıllarda ilk üçteki yerini kaybedebileceği tahmin edilmektedir.
Kalabalık Başkentlerde Hava Kirliliği Nasıl Önlenir?
Hava kirliliği, mega kentlerin en kronik problemlerinden biridir. Özellikle Pekin ve Delhi gibi şehirlerde hava kalitesi sık sık tehlikeli seviyelere ulaşmaktadır. Şehir yönetimleri bu durumla mücadele etmek için toplu taşımanın elektriklendirilmesi, ağır sanayinin şehir dışına taşınması ve “yeşil kuşaklar” oluşturulması gibi yöntemlere başvurmaktadır. Tokyo, bu konuda daha başarılı bir sınav vermiş ve sıkı emisyon kontrolleri sayesinde havası en temiz mega kentlerden biri haline gelmiştir.

Tokyoda Sosyal Yaşam Kalabalığa Rağmen Nasıl Sürüyor?
Tokyo’da sosyal yaşam, büyük bir düzen ve nezaket kuralları üzerine inşa edilmiştir. Milyonlarca insanın iç içe yaşadığı bu şehirde, başkalarına rahatsızlık vermemek bir kültür haline gelmiştir. Toplu taşımada sessizlik, sıralarda sabır ve kamusal alanlarda temizlik, bu devasa kalabalığın barış içinde yaşamasını sağlayan unsurlardır. İnsanlar kalabalıktan kaçmak için küçük kafeleri, tapınak bahçelerini ve sessiz kütüphaneleri kullanarak kendilerine özel alanlar yaratırlar.
Başkentlerin Nüfus Sayımı Nasıl Yapılıyor?
Nüfus sayımları, bir başkentin gerçek boyutunu anlamak için kritik öneme sahiptir. Genellikle 5 veya 10 yıllık periyotlarla yapılan resmi sayımlar dışında, günümüzde mobil veri kullanımı ve uydu görüntüleri aracılığıyla “gerçek zamanlı” nüfus tahminleri de yapılmaktadır. Kayıtsız göçmenlerin ve günlük işçilerin yoğun olduğu Dhaka veya Kahire gibi şehirlerde, resmi rakamlar genellikle gerçek nüfusun altında kalabilmektedir. Bu durum, şehir planlamacıları için veri analizi sürecini oldukça zorlaştırmaktadır.
Şehirleşme Oranı En Yüksek Başkentler Hangileridir?
Şehirleşme oranı, toplam nüfusun ne kadarının kent merkezlerinde yaşadığını gösterir. Tokyo, Singapur ve Seul gibi başkentlerde bu oran %90’ın üzerindedir. Gelişmiş ülkelerde şehirleşme doyum noktasına ulaşmışken, gelişmekte olan ülkelerde kırsaldan şehre göç hala devam etmektedir. Bu hızlı şehirleşme, gecekondulaşma riskini beraberinde getirse de, aynı zamanda orta sınıfın büyümesine ve ekonomik üretkenliğin artmasına zemin hazırlar.
Kinşasanın Hızlı Büyümesinin Nedenleri Nelerdir?
Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin başkenti Kinşasa, dünyada nüfusu en hızlı artan mega kentlerden biridir. Şu an 15 milyonu aşan nüfusunun 2050 yılına kadar 35 milyona yaklaşması beklenmektedir. Bu büyümenin arkasında, ülkenin diğer bölgelerindeki çatışmalardan kaçan insanlar ve yüksek doğurganlık oranları yatmaktadır. Kinşasa, geleceğin en büyük Fransızca konuşan şehri olma yolunda hızla ilerlemektedir ve bu devasa nüfusu doyuracak altyapıyı kurmak en büyük önceliğidir.
Cakarta Neden Başkent Olma Özelliğini Kaybediyor?
Endonezya’nın başkenti Cakarta, yaklaşık 11 milyonluk (metropol alanıyla 30 milyon) nüfusuyla dünyanın en yoğun şehirlerinden biridir. Ancak şehir, hem aşırı nüfus hem de deniz seviyesinin yükselmesi ve yeraltı sularının çekilmesi nedeniyle hızla batmaktadır. Bu sürdürülemez durum nedeniyle Endonezya hükümeti, başkenti Borneo Adası’nda inşa edilen “Nusantara” adlı yeni bir şehre taşıma kararı almıştır. Cakarta, kalabalığıyla boğuşurken tarih sahnesinde başkentlik unvanını devretmeye hazırlanmaktadır.
Moskova Avrupanın En Kalabalık Başkenti Midir?
Evet, Moskova yaklaşık 13 milyonluk nüfusuyla Avrupa kıtasının en kalabalık başkentidir. Şehir, Rusya’nın tüm ekonomik ve siyasi gücünü temsil eder ve her yıl ülkenin diğer bölgelerinden binlerce insanı kendine çeker. Moskova’nın geniş caddeleri ve devasa metro ağı, bu kalabalığı yönetmek üzere tasarlanmıştır. Avrupa’daki diğer başkentler olan Londra ve Paris ile kıyaslandığında, Moskova hem nüfus hem de yüzölçümü bakımından oldukça baskın bir konumdadır.
Mexico City Neden Bir Çöküntü Riski Taşıyor?
Meksika’nın başkenti Mexico City, 22 milyona yaklaşan nüfusuyla Latin Amerika’nın en büyük merkezlerinden biridir. Şehir, eski bir göl yatağı üzerine kurulmuştur ve aşırı nüfusun yeraltı sularını hızla tüketmesi nedeniyle her yıl birkaç santimetre çökmektedir. Bu durum hem binaların güvenliğini tehdit etmekte hem de su yönetimini imkansız hale getirmektedir. Mega kentlerin nüfus baskısı altında nasıl fiziksel olarak deforme olabileceğinin en çarpıcı örneği Mexico City’dir.
Manilada Nüfus Artışı Nasıl Kontrol Ediliyor?
Filipinler’in başkenti Manila, dünyanın en yoğun nüfuslu şehirlerinden biridir. Hükümet, bu yoğunluğu azaltmak için aile planlaması eğitimlerine ve çevre illerdeki ekonomik kalkınmayı teşvik eden politikalara odaklanmaktadır. Ancak Manila’nın liman kenti olması ve ekonomik fırsatların kalbi olması, göçün önünü kesmeyi zorlaştırmaktadır. Şehirde sosyal konut projeleri ve kentsel dönüşüm hamleleri, yaşam kalitesini artırmak için atılan kritik adımlar arasındadır.
Seul Nüfusu Güney Kore İçin Ne Anlam İfade Ediyor?
Seul, Güney Kore nüfusunun neredeyse yarısının toplandığı bir metropol alanın merkezidir. Yaklaşık 10 milyon şehir içi ve 25 milyon metropol nüfusuyla ülke ekonomisinin lokomotifidir. Ancak bu aşırı yoğunluk, Güney Kore’deki doğum oranlarının dünya genelinde en düşük seviyelere inmesine de neden olmuştur. Yüksek yaşam maliyetleri ve yoğun rekabet, insanların aile kurma kararlarını etkilemektedir. Seul, modernleşmenin ve kalabalığın demografik krizlerle nasıl iç içe geçebileceğinin bir göstergesidir.
Londra Ve Paris Nüfus Bakımından Nerededir?
Londra ve Paris, Avrupa’nın iki tarihi ve kültürel devidir ancak nüfus bakımından Asya ve Latin Amerika başkentlerinin gerisinde kalmışlardır. Londra yaklaşık 9 milyon, Paris ise şehir merkezinde 2 milyon (metropolde 11 milyon) nüfusa sahiptir. Bu şehirler, nüfuslarını daha kontrollü artırmış ve tarihi dokularını korumaya öncelik vermişlerdir. Küresel finans ve turizm merkezleri olmalarına rağmen, Tokyo veya Delhi gibi devasa nüfus patlamaları yaşamamaktadırlar.
Kalabalık Başkentlerde Su Kaynakları Nasıl Yönetilir?
Milyonlarca insanın aynı anda su tüketmesi, mega kentler için en büyük lojistik sınavlardan biridir. Tokyo gibi şehirler, devasa yeraltı barajları ve su arıtma tesisleriyle bu sorunu aşarken, Chennai veya Mexico City gibi şehirler sık sık “sıfır gün” (suyun tamamen bittiği gün) tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır. Sürdürülebilir su yönetimi, geleceğin kalabalık başkentleri için bir yaşam kalitesi değil, doğrudan bir hayatta kalma meselesi haline gelmiştir.
Yeşil Alanların Mega Kentlerdeki Önemi Nedir?
Beton yığınları arasında kalan mega kentlerde yeşil alanlar, “şehrin akciğerleri” olarak görev yapar. New York’taki Central Park veya Londra’daki Hyde Park gibi alanlar, kalabalık başkentlerde insanların nefes alabileceği nadir yerlerdir. Tokyo’daki Yoyogi Parkı veya Shinjuku Gyoen, milyonlarca insanın gürültüden kaçıp doğayla buluştuğu alanlardır. Yeşil alanlar sadece estetik değil, aynı zamanda kentsel ısı adası etkisini azaltmak ve hava kalitesini iyileştirmek için de hayati öneme sahiptir.

Tokyonun Yaşlanan Nüfusu Bir Tehdit Midir?
Tokyo, dünyanın en kalabalık başkenti olsa da, Japonya’nın geneli gibi hızla yaşlanmaktadır. Şehirde genç nüfusun azalması, gelecekte iş gücü eksikliği ve sosyal güvenlik sisteminin zorlanması gibi sorunlara yol açabilir. Ancak Tokyo, bu durumu otomasyon, yapay zeka ve robot teknolojileriyle aşmaya çalışmaktadır. Şehrin bu “yaşlanan mega kent” modeli, gelecekte benzer süreçlerden geçecek olan diğer gelişmiş ülke başkentleri için bir laboratuvar niteliği taşımaktadır.
Dijitalleşme Şehir Kalabalığını Azaltabilir Mi?
Pandemi sonrası yaygınlaşan uzaktan çalışma modeli, başkentlerdeki yoğunluğun azalabileceğine dair umutları artırmıştır. İnsanlar artık işleri için mutlaka şehir merkezinde yaşamak zorunda olmadıklarını fark etmişlerdir. Ancak başkentler sadece iş yeri değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel etkileşim merkezleridir. Bu nedenle dijitalleşme trafiği biraz hafifletse de, insanların büyük şehirlerin sunduğu olanaklara olan tutkusu, başkentlerin kalabalık kalmaya devam edeceğini göstermektedir.
Bangladeşin Başkenti Neden Bu Kadar Yoğundur?
Dhaka’nın yoğunluğu, coğrafi kısıtlamalar ve ekonomik merkeziyetçiliğin bir sonucudur. Bangladeş’in büyük bir kısmı delta ovalarından oluşur ve sel riski yüksektir. Dhaka, nispeten daha güvenli ve ekonomik olarak en aktif bölgedir. Bu durum, tüm ülkenin enerjisinin bu şehirde toplanmasına neden olmuştur. Şehir planlamasındaki yetersizlikler, bu devasa nüfusun çok dar bir alana hapsolmasına ve dünyanın en düşük yaşam kalitesine sahip metropollerinden birinin ortaya çıkmasına yol açmıştır.
İslamabad Planlı Bir Başkent Olarak Kalabalık Mıdır?
Pakistan’ın başkenti İslamabad, 1960’larda sıfırdan planlanmış bir şehir olarak Karaçi gibi diğer kaotik Pakistan şehirlerinden ayrılır. Geniş bulvarları ve düzenli yerleşimiyle bilinse de, artan nüfus baskısı İslamabad’ı da zorlamaya başlamıştır. Şehrin çevresindeki uydu kentler hızla büyümekte ve planlı alanın dışına taşan bir nüfus birikimi gözlenmektedir. İslamabad, bir şehrin ne kadar iyi planlanırsa planlansın, kontrolsüz nüfus artışı karşısında zorlanabileceğinin bir örneğidir.
Bağdatın Nüfusu Savaşlardan Sonra Nasıl Değişti?
Bağdat, tarih boyunca dünyanın en önemli medeniyet merkezlerinden biri olmuştur. Son yıllarda yaşanan çatışmalar ve istikrarsızlığa rağmen, şehrin nüfusu hızla artmaya devam ederek 7-8 milyon seviyesine ulaşmıştır. İnsanlar güvenlik arayışı ve merkezi hükümetin sunduğu kısıtlı imkanlar için başkente sığınmışlardır. Bağdat, yıkılan altyapısını onarmaya çalışırken bir yandan da bu devasa nüfusu yönetme savaşı vermektedir.
Bangkok Turizm Ve Nüfus Dengesi Nasıl Sağlanır?
Tayland’ın başkenti Bangkok, dünyanın en çok ziyaret edilen şehri olmasının yanı sıra, yaklaşık 10 milyonluk yerleşik bir nüfusa sahiptir. Turist akını, şehrin ulaşım ve hizmet altyapısına ek bir yük bindirmektedir. Bangkok yönetimi, bu dengeyi sağlamak için toplu taşıma yatırımlarını artırmakta ve nehir ulaşımını modernize etmektedir. Şehir, hem yaşayanları için bir yuva hem de turistler için bir eğlence merkezi olma rolünü bu büyük kalabalığa rağmen sürdürmeye çalışmaktadır.
Lagos Neden Nijeryanın Artık Başkenti Değildir?
Nijerya hükümeti, Lagos’un aşırı kalabalıklaşması, trafik kaosu ve altyapı yetersizlikleri nedeniyle 1991 yılında başkenti daha merkezi ve planlı bir şehir olan Abuja’ya taşımıştır. Ancak Lagos, başkentlik unvanını kaybetmesine rağmen hala ülkenin en büyük şehri ve ekonomik kalbidir. Bu durum, sadece başkenti taşımanın nüfus sorununu çözmeye yetmediğini, asıl olanın ekonomik fırsatları ülke geneline yaymak olduğunu kanıtlamaktadır.
Modern Mimari Kalabalık Başkentlerde Nasıl Bir Rol Oynar?
Modern mimari, kalabalık başkentlerde yaşamı sürdürülebilir kılmak için yenilikçi çözümler sunar. Gökdelenler arazi kullanımını optimize ederken, “akıllı binalar” enerji ve su tüketimini minimize eder. Ayrıca, dikey ormanlar gibi projelerle şehir içine doğa yeniden entegre edilmektedir. Singapur ve Tokyo gibi şehirler, modern mimarinin sadece estetik değil, aynı zamanda yoğunluğu yöneten işlevsel bir araç olduğunu dünyaya göstermektedir.
Ekonomik Fırsatlar Nüfus Akınını Nasıl Tetikler?
İnsanlar tarih boyunca daha iyi bir yaşam umuduyla başkentlere göç etmişlerdir. İş imkanları, eğitim kalitesi ve sosyal olanaklar başkentleri devasa mıknatıslara dönüştürür. Ancak bu akın, şehirlerin kapasitesini aştığında işsizlik ve yoksulluk gibi sorunlar baş gösterir. Başarılı bir başkent yönetimi, ekonomik büyümeyi sağlarken aynı zamanda bu büyümeyi çevre illere de yayarak nüfus baskısını dengelemeyi hedefler.
En Kalabalık Başkentlerde Yaşamanın Avantajları Nelerdir?
Tüm zorluklarına rağmen, kalabalık başkentlerde yaşamanın benzersiz avantajları vardır. Bu şehirler, dünyanın en iyi restoranlarına, en geniş kültürel etkinliklerine ve en çeşitli insan topluluklarına ev sahipliği yapar. Ayrıca, ulaşım ağlarının gelişmişliği ve her türlü hizmete 24 saat erişim imkanı, metropol yaşamını cazip kılar. Kalabalık başkentler, insanlığın kolektif enerjisinin ve yaratıcılığının en yüksek seviyede hissedildiği yerlerdir.


